Dün, bir önceki sınıfımdan öğrencim olan Elif okulumuza geldi. Anne babası da öğretmen ve eski velilerim. Bugün kendi okuluna gitmeyerek onlarla birlikte olmak istemiş.
Elif isimli öğrencim şimdiki sınıfımda da eksik değil ve ben Elif ismini çok seviyorum!
Elif’leri “Bir önceki nesil Elif’im” ve “Bir sonraki nesil Elif’im” olarak adlandırdım. Onlar da birbirlerini çok sevdiler ve gün boyunca birbirleriyle vakit geçirdiler. Tesadüfe bakın ki, ikisi de pembe giysiler içindeydiler.
Hava inadına güzel. Son derste içeride durmak istemedik, dışarı çıktık. Neredeyse okulun tamamı dışarıdaydı. Tabii öğretmenler de öyle. Bir ara, iki Elif’imi yan yana gördüm. İkisiyle birlikte resim çektirmek istedim.
“Ben iki nesil Elif’lerimle resim çekilmek istiyorum.”
Her ikisini de birer yanıma alarak öğretmen arkadaşımdan resmimizi çekmesini rica ettim. Birkaç poz çeken öğretmen arkadaşım Elif’lere takıldı:
“Şimdi ben resminizi çektim ya, siz de çalışmaya başlayınca bunun karşılılığında bana para verirsiniz.”
Birinci nesil Elif’im hiç düşünmeden, gülümsedi:
“Olur.”
İkinci nesil Elif’im güneşten kaçırmaya çalıştığı gözlerine ellerini siper ederek öğretmen arkadaşıma alttan alttan baktı:
“İki resim çekti, hemen de para istiyor.”
İkinci nesil Elif bunları söylerken yüzü gayet ciddiydi. Öğretmen arkadaşım verecek cevap bulamadı, bana baktı. Yüzüme muzipçe bir gülümseme kondurdum, ellerimi iki yana açtım:
“Bu Elif’im böyle. ”
Hakikaten de, ikinci nesil Elif’im biraz böyledir. Düşündüğünü pat diye söyler, lafını hiç esirgemez. İçinde asla kötülük yoktur ve bu söylediği de tamamen mizahiydi.
Ama bunu bir tek ben biliyordum.
10.06.2016, Cuma
Gülyalı Merkez İlkokulu
1/B Sınıfı
