Sesin Kaynağı Kim?

Fen bilgisi dersindeyiz. Konumuz “Ses Kaynağının Uzaklığı ve Yakınlığı”.

Dersi kitaptan işliyoruz. Konu, bir paragraf ve onu destekleyen görsellerle anlatılmış. Paragrafı birlikte okuduk. Görselleri inceledik. Anlattım, örnekler verdim, öğrencilerle birlikte görsellerle bağlantılar kurduk.

Görselde Defne adında bir kız vardı. Görsele göre sesi çıkaran, yani sesin kaynağı Defne idi.

Konunun anlaşılıp anlaşılmadığını görmek için soru-cevap bölümüne geçtim.

İlk sorumu sordum:

“Görsele göre sesin kaynağı kimdir?”

Sorumu sorar sormaz, derste sık sık dikkati dağılan, defalarca uyarmama rağmen zihni çoğu zaman başka yerlerde dolaşan Alp, hiç düşünmeden cevap verdi:

“Ayşe!”

Bir anlık sessizliğin ardından gözler Alp’e döndü, ardından kahkaha sağanağı geldi. Ben gülmedim, gülemedim. Alp’e baktım. Evet, normalde o an komik bir an olabilirdi, ama benim bakışım kızgınlıktan çok hayal kırıklığı taşıyordu.

“Alp, dersi o kadar güzel dinlemiyorsun ki, ancak bu kadar olur.”

Ama Alp’in tepkisi beni hiç şaşırtmadı.

Ellerini iki yana açtı. Omuzlarını kaldırdı. Yüzünde samimi bir şaşkınlık vardı. Gerçekten ne yaptığını anlamamış gibiydi. Sanki bana şunu soruyordu:

“Ne yaptım ki?”

İşte o an durdum. Çünkü Alp, farkında olmadan bana çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlatmıştı:

Eğitimde çoğu zaman doğru cevaplara odaklanırız. Doğruyu söyleyen öğrenciyi başarılı sayarız. Ama bazen mesele doğru cevabı bilmek değildir.

Mesele, gerçekten orada olmak, gerçekten dinlemek, gerçekten anlamaya çalışmaktır.

Alp o an yanlış cevap verdi, evet. Ama aslında çok daha büyük bir gerçeği doğru bir şekilde gösterdi:

“Bazen öğrenme, doğru cevabı vermek değil; gerçekten dinlemeyi öğrenmektir.”

24.02.2026, Salı
Gülyalı Merkez İlkokulu
3/A Sınıfı

Bir yanıt yazın