Şuna Bak

Öğrencilerim resim yapıyordu. Ben de masamda oturmuş, onları izliyordum. Bir ara gözlerim kaşındı ve elimle bir güzel kaşıdım. Gözlerimin sulandığını ve kızardığını hissettim. Son günlerde gözlerimde bir sıkıntı vardı; hep böyle oluyordu çünkü.

Tam bu sırada Muzaffer, yanında Elif ve Zülal ile birlikte masama yaklaştı. Muzaffer’in elinde kalp şeklinde kesilmiş bir kâğıt vardı. Üzerinde, karmaşık yazısıyla yazılmış satırlar… Bana uzattı.

“Öğyetmenim, sana yaptım,” dedi.

Muzaffer’in “R” harfiyle büyük bir sıkıntısı vardı ve henüz çözememiştik.

Kâğıdı aldım. Beni çok sevdiğini anlatan cümleleri hızlıca okudum.

“Teşekkür ederim Muzaffer,” dedim.

Ama hızlı okumam, Muzaffer’de yazdıklarını gerçekten okumadığım hissini uyandırmıştı.

“Ama okumadın ki öğyetmenim.”

“Okudum ya Muzaffer,” dedim.

Sonra tekrar okudum. Bu sefer daha yavaş, göstere göstere, her kelimeyi hissederek…

Muzaffer’in yüzü aydınlandı. Çok mutlu oldu. Yaklaştı ve bana sarıldı. Bir de sözleriyle tekrar etti hislerini:

“Öğyetmenim, ben seni çooook seviyoyum.”

İçimde bir şeylerin ılık ılık aktığını hissettim. Ben de onu kucakladım, gülümseyerek:

“Ben de seni çok seviyorum Muzaffer,” dedim.

Kaşıdığımdan dolayı kızarmış ve sulanmış gözlerimi gören Zülal hemen lafı yapıştırdı:

“Şuna bak, hemen de gözleri sulanırmış!”

10.06.2016, Cuma
Gülyalı Merkez İlkokulu
1/B Sınıfı

Bir yanıt yazın