Dersimiz Türkçe. Bir metnimiz var, “Atatürk’ün Hayatı” ve biz bu metinle sesli okuma çalışması yapıyoruz. Sıra Büşra’ya geldi, yanıma çağırdım. Büşra, okumayı biraz sıkıntılı bir şekilde öğrendi ve halen de sıkıntılı bir şekilde okuyor. Heceleyerek okumaya çalışıyor ve heceleri birleştirirken çok zorlanıyor.
Büşra metni okumaya başladı. Atatürk’ün annesinin adını okumakta çok sıkıntı çekti. Heceleyerek okudu: “Zü-bey-de,” sorun yok, tamam. Ama iş heceleri birleştirip te bir çırpıda söylemeye gelince saçmaladı: “Zübürde!”
Bir değil, beş değil, bir türlü olmuyor. Hep aynı şeyi söylüyor, “Zübürde”. Derken zil çaldı ve teneffüse çıktık. Teneffüs dönüşü yine kaldığımız yerden devam ettik ama durum değişmiyor, yine “Zübürde” diyordu.
Sınıfa girişte farketmemişim, kapı açık kalmış. Ben Büşra’yla cebelleşirken, oradan geçen öğretmen arkadaşım bizi görmüş, içeri girdi. Sorunun ne olduğunu anlayınca olaya müdahil oldu ama, değişen birşey olmadı. Büşra inadım inat, habire “Zübürde” diyordu.
Biz, öğretmen arkadaşımla konunun kritiğini yaparken, Büşra’nın aklında birden bire ampüller yanmış olmalı ki sevinçle bağırdı:
“Okudum öğretmenim, sübürke!”
Hoş süpürgeyi de yanlış söylemişti, ama bu, sınıfta bir kahkaha tufanının kopması için çoktan yeterli olmuştu bile.
02.11.2016, Çarşamba
Gülyalı Merkez İlkokulu
2/A Sınıfı
