Sanki Bulabildim de!

Matematik dersindeyiz. Konu “çıkarma işlemi.” Ben de tam bir disiplin abidesi gibi kitapları kapattırmışım. “Herkes defterine yazıyor, çözüyor” modundayım. Sınıfta ufaktan bir gerilim seziliyor. Kalem sesleri, iç çekmeler, kaderine ve bana küsen kaçamak bakışlar…

Derken gözüm arka sıralara kaydı.

Ertuğrul.

Kitabı çıkarmış, sırasının nın üstüne koymuş. Kendisi de öyle bir eğilmiş ki kitabın üzerine. Haberi yok, koca poposu dışarda kalmış, görünüyor. Üstüne bir de dünyadan kopmuş, sayfaları çeviriyor. O kadar konsantre ki, ne ben, ne de sınıf yok.

İlk kopya denemesi ne de olsa.

Sessizce arkasından yaklaştım, ensesinden yakaladım:

“Ne yapıyorsun sen çakal, kopya mı çekiyorsun?”

Ertuğrul öyle bir halde dondu kaldı ki, kahkaha atmamak için kendimi alabildiğine zorluyorum. Ellerini de sanki “teslimim” der gibi iki yana kaldırdı.

Ensesinden yapışmış elimin içinden kafasını döndürebildiği kadar bana çevirdi. Yüzünde panik de var,  suçluluk da. Ama cevabında daha çok derin bir hayal kırıklığı var:

“Ne kopya çekmesi yaaa! Sanki bulabildim de.”

O anda bütün sistem çöktü.

Çocuk kopya çekmeye çalışıyor ama onda da başarısız.

Yani ortada ne matematik var, ne kopya çekme. Sadece saf bir “bulamama” mücadelesi.

Hoş, ilkokuldayız, kopya çekse ne, çekmese ne. Ama bu uğurda verdiği mücadele takdire şayan.

“Bu yaşta kopya çekme teşebbüsünün devamı gelecekte gelmez inşallah,” diyerek Ertuğrul’a gülümsüyorum.

17 Kasım 2025, Pazartesi
3/A Sınıfı
Gülyalı Merkez İlkokulu

Bir yanıt yazın