Son dersimiz Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersi. Ancak hava yağmurlu ya da çok soğuk olduğunda, dışarı çıkıp oyun oynama şansımız olmuyor. Böyle zamanlarda dersimizi sınıf içinde değerlendirmek zorunda kalıyoruz.
Ama aslında en güzel anılar da tam bu günlerde ortaya çıkıyor.
Bugün de o günlerden biriydi. Dışarı çıkamayınca, sınıfta bir oyun oynayalım dedik. Televizyondaki “Çarkıfelek” programından esinlenerek kendi kelime oyunumuzu uydurduk.
Tahtaya bir kelime yazıyorum, ama harfler yerine çizgiler koyuyorum. Çocuklar sırayla bir harf söylüyor. Eğer harf kelimede varsa, çizginin üstündeki yerine, yoksa, çizginin altına yazılıyor. Bu sırada herkes çıkan harflerden kelimeyi tahmin etmeye çalışıyor.
Oyunu biraz daha eğlenceli hale getirmek için küçük bir kural ekledik:
Her harfi söyleyen öğrenci aynı zamanda o harfle başlayan bir kelime de söylemek zorunda. Yani kelimeyi kodlayacak.
Böylece hem kelime dağarcıkları gelişiyor,hem alfabe pekişiyor. Ve en önemlisi, öğrenme eğlenceye dönüşüyor. Kısacası bir taşla iki kuş vuruyoruz. Hatta ikiden de fazla.
Yeni kelime için harf söyleme sırası Aytekin’e gelmişti. Kendinden emin bir şekilde söyledi:
“G”
“Kodla bakalım Aytekin,” dedim.
Aytekin hiç düşünmeden cevap verdi:
“Geçinin G’si.”
Sınıfta bir anda kıkırdamalar yükseldi. Aytekin ne olduğunu anlamadı. Şaşkın şaşkın etrafına bakarken, önünde oturan Baran arkasını döndü ve yarı ciddi yarı komik bir şekilde:
“La oğlum, geçi değil o, keçi keçi!”
Aytekin bir an durdu, düşündü, eliyle başını işaret etti, “Haaan!” dedi ve gülmeye başladı. Hiç bozuntuya vermeden oyuna devam etti.
O an sınıfta sadece bir kelime hatası olmadı: Birlikte gülündü, öğrenildi ve unutulmayacak bir anıya dönüştü.
Bazen en iyi öğrenme kitaplarda değil,planlı derslerde değil, tam da böyle küçük anlarda gerçekleşir.
Ve belki de eğitim dediğimiz şey tam olarak budur: Bir harf, bir gülüş ve koca bir öğrenme.
05.01.2017, Perşembe
2/B Sınıfı
Gülyalı Merkez İlkokulu
