“Şihirci” Olmak

Türkçe dersindeydik. Çalışma kitabındaki metni bitirmiş, sıra her zamanki gibi “etkinlik” kısmına gelmişti. Etkinlik, konuyla ilgili bir şiir yazmamızı istiyordu. Sınıfta kalem sesleri, silgi gıcırtıları ve düşünürken tavana bakan gözler vardı.

Elif bir süre uğraştı. Kalemini çevirdi, deftere baktı, sonra tekrar kaleme baktı. Bir şeyler yazdı, sildi. Yeniden yazdı, yeniden sildi. En sonunda derin bir “of” çekerek yanıma geldi.

“Öğretmenim,” dedi, “ben şihir yazmasam?”

Gülerek başımı salladım.
“Olmaz Elif,” dedim. “Etkinlik sizden konuyla ilgili şiir yazmanızı istiyor.”

Elif’in yüzü ciddileşti. İtirazı hazırdı.
“Ama şihirde her kelimenin birbirine uydurulması gerekiyor. Ben yazamam ki öyle!”

“Yanlış söylüyorsun bu arada,” dedim, gülümsememi koruyarak. “Şiir diyeceksin. Bak, heceliyorum: şi–ir.”

Belli ki ikna olmayacaktım. Elif bunu anladı. Derin bir “Öfff!” çekti, kitabını başının üzerine koydu; şapka gibi. Yerine doğru giderken söyleniyordu:

“Şihir de şihir, şihir de şihir… Sanki ben büyüyünce şihirci olucam!”

Yerine oturdu ama inadından vazgeçmedi. O derste, Elif için kelimenin doğrusu artık önemli değildi. O, şiiri değil, şihiri seçmişti.

Ve ben o an anladım:
Bazen çocuklar kelimeleri yanlış söylemez; dünyayı kendilerine göre biraz daha eğlenceli hâle getirirler.

24.02.2017, Cuma
Gülyalı Merkez İlkokulu
2/B Sınıfı

Bir yanıt yazın