Sağlık Bakanlığı’nın dağıttığı bisikletlerden okulumuza da on tane verildi. Çocuklar, Oyun ve Fizki Etkinlikler dersi kapsamında bu bisikletleri kullanabiliyorlar. Şu ana kadar benim sınıfım bu bisikletlere binmedi. Daha doğrusu ben bindirmedim. Her daim bahanem de hazır: Ayaklarınız pedala erişmiyor.
Ama asıl neden bu değil. Hem uğraşmak istemiyorum hem de düşmelerinden korkuyorum. Bu nedenle de hep bu bahaneyi öne sürüyorum. Her seferinde de mızmızlanarak kaderlerine razı olmak zorunda kalıyorlar.
Perşembe akşamı telefonuma sınıf grubundan bir mesaj düştü. Elif’in annesi göndermişti. Birkaç tane de resim vardı.Bu resimlerde Elif bisiklet kullanıyordu. Annesi şöyle yazmıştı:
“Hocam Elif size gönderdi, iki teker bisiklet sürebiliyormuş, öyle diyor.”
Ben de cevap yazdım:
“Ben onun derdini biliyorum da, ayakları pedala erişmiyor, düşmelerinden korkuyorum.”
Ertesi gün birinci derste Elif bir ara parmak kaldırdı, söz hakkı verdim:
“Öğretmenim, sen anneme ayakları pedala erişmiyor, demişsin ya…”
“Dedim, Elif.”
“Hah işte, hangimizde denedin?”
Bazen çocukları değil, kendi korkularımızı koruyoruz sanki. Elif de bunu gayet nazik (!) bir şekilde yüzüme vurmuş oldu ve haklıydı, hiç birinde denememiştim. Otoriter bir tavır takınarak ama içimden de gülerek kaşlarımı çattım:
“Bu konu burada kapanmıştır Elif hanım!”
Gün bitiminde annesi Elif’i almaya gelmişti, selam verdi.
“Hocam kusura bakma, akşam o mesajı Elif zorla yazdırdı.”
Anlamıştım zaten. “Anne beni çekme, biskleti çek, öğretmenim kullanabildiğimi görsün. Hem öğretmenime söyle, bir defa denesin. Ayaklarım pedala ulaşmazsa, ben de deli değilim ya!” diyormuş bir de, güldüm. Annesi devam etti:
“Hocam bu çocuk bizi kullanıyor!”
Bir kahkaha patlattım:
“Sadece sizi mi?”
03.06.2016, Cuma
Gülyalı Merkez İlkokulu
1/A Sınıfı
