Resim yapıyorlardı, Eylül masama geldi: “Poyraz’ın adını buraya yazabilir misin?”
Ayna gibi bir şey çizmişti. Ne olduğunu sordum, anlattı, ama pek anlayamadım. Uzatmadım “Poyraz kendi yazsın,” dedim. Tereddüt etti bir an:
“Yazabilir mi ki?”
Poyraz’ı, daha önce yaptığımız çizgi çalışmalarında kağıdına ismini yazarken görmüştüm. “Yazsın da gör,” dedim, Poyraz’ı çağırdım.
Poyraz, adını Eylül’ün istediği yere yazdı. Eylül gevrek gevrek gülerek yazıyı gösterdi:
“Po’yu ters yazdı.” “P” harfini kastediyordu, yönü tersti çünkü.
Poyraz, yazıyı bizim tersten göreceğimiz şekilde yazıyordu. Eylül bu sefer de küçük “r” harfini işaret ederek keyifle güldü yine: “Topuklu ayakkabı gibi oldu.”
Poyraz küçük “r” harfinin üst kıvrımını biraz uzunca çekmişti. Tam o esnada kapı vuruldu, içeriye müdürle birlikte dört kişi girdi. Kendilerini tanıttılar. Gençlik spor ilçe müdürü ve antrenörleriymiş. Bayan hoca, atletizm hocası olduğunu söyledi. Çocuklar atletizmin ne olduğunu anlamayarak boş boş bakınca “Koşma, atlama, zıplama gibi şeyler,” diye açıklama getirdi. Masamın başında merakla onu dinleyen Poyraz söz hakkı aldı:
“Ben akşamleyin evde koltuktan koltuğa atlama, zıplama yapıyorum.”
Bayan hoca lafı gediğine koydu:
“Hah işte, sen evde atlayıp zıplama diye biz kurs açıyoruz. Gel bizimle atla, zıpla.”
26.09.2023, Salı
1/A Sınıfı
Gülyalı Merkez İlkokulu
