Ertuğrul Osman…
Güdük, sevimli, akıllı; bir o kadar da yaramaz. Sevimliliğiyle yaramazlığını ustaca bastırıyor.
Haftanın son günüydü, ödevleri dağıtacaktım. Ancak birkaç sayfa oldukları için dağıtıp kaybetmesinler diye memur arkadaştan bir zımba aldım ve kâğıtları zımbaladım. İşim bitince sınıfa:
— “Siz sessizce oturun, ben bunu sahibine geri vereyim de geleyim,” dedim.
Ertuğrul hemen sordu:
— “Kimden aldın ki onu?”
— “Yukarıda memur abi var ya hani, onun odasından aldım.”
Ertuğrul heyecanla atıldı:
— “Çaldın mı yoksa?”
Gülümseyerek cevapladım:
— “Yok Ertuğrul, çalmadım; ödünç aldım.”
Anlamadı.
— “Ödünç almak ne?”
Açıkladım:
— “Bir şeyi alırsın, sonra geri verirsin.”
Bu açıklama üzerine aklı yattı:
— “Ha, tamam o zaman… Çünkü çalmak kötü bir şey!”
Gülümseyerek başını okşadım.
20.10.2023, Cuma
1/A Sınıfı
Gülyalı Merkez İlkokulu
